Neden Türk Olmalıyız?
Başlığı "Neden Türk Olmalıyız" diye attım belki soran olur; çünkü diyecekler “Ulan Türk olunur mu? Irk bu” vesaire vesaire…
Türk nedir öncelikle onu bilmek lazım tabii.
Türk, Çince kaynaklarda "Tu-cüe" gibi varyasyonlar halinde geçmiştir (Göktürkler kastedilerek) Türkleri Xiognu'nun torunları ve devamı olarak göstermiştir (Xiognu = Hun) ve Türk'ün anlamı (Çince de) "Miğfer" demektir sebebi ise yaşadıkları coğrafya miğfer'e benzemesi olarak geçirmişlerdir.(1)
Uygurlar "Türeyen ve Çoğalan" olarak anlamlandırmıştır ve Ziya Gökalp ise "Töreli ,Töre sahibi" olarak açıklamıştır.
Irk teriminin tanımına bakacak olursak, tür içerisindeki toplulukların genetik ve kan olarak birbirinden ayrılması denilebilir. Coğrafi özelliklere göre değişir gibi gibi tanımlar yapılabilir. Ama ırk deyince bizim aklımıza ne gelir? Frenk gelir, Cermen gelir, Moğol gelir…
Buradaki ırk kavramını millet olarak tanımlayıp devam edelim. Çünkü insan toplulukları için ırk kullanmak abes kaçar; çünkü ırk daha ilkel bir kelimedir. Örnek vermek gerekirse Homo sapiens bir insan ırkıdır, Neandertaller bir insan ırkıdır. Bu yüzden biz “millet” kavramından devam edelim ki içimiz de daha rahat etsin, bu yazıyı okuyan sol görüşlü arkadaşlar da rahat etsin…
Millet olmak için belli başlı şartlar vardır. Bunlardan birincisi aynı dili konuşmaktır. Bir arada olmadan millet olunmaz; e, aynı lisanı konuşmadan da bir araya gelemezsin. E, hadi bir araya geldin, orada seni ne tutacaktır? İkinci unsur din.
İnançların en önemli boyutu insanları bir arada tutmasıdır. Çünkü körü körüne bir biat vardır ve bir arada olman gerekir. Hiç kitap okumamış insanların bile bir dine inandığını düşünürsek, belli başlı fikirleri olmadığı için tutunacakları en önemli şey din olacaktır. Kendinden aynı görüşte (muhtemelen hayatındaki tek fikri din olduğundan) insanı bırakır mı? Bırakmaz…
O yüzden siz “Din olmadan da millet olur” laflarına bakmayın; çünkü olmuyor. Bugün halkımız Bulgarları kabul eder mi? Veya Gagavuzları? Daha yüz yıl önce aynı mahallede birbirlerinin kesen Hristiyan ve İslam ümmetleri birbirlerini tutar mı? Onlarla millet olur mu? Veya Orta Asya’daki atalarımız Çinlilerle millet oldu mu? Olmadı…
Keza İslam milliyetçilerine göre millet bütün Müslümanların toplamı demektir (2) ve buna da ümmet denir.
Din, millet oluşumlarında ayrılmaz bir bütündür ve din olmadan, en azından bir inanç sistemi olmadan, milleti oluşturamazsın.
Hümanistlere göre kendini hangi topluma ait hissediyorsan o millete ait oluyorsun. Peki bundan o milletin haberi var mı? Sen farklı dili konuşup farklı dine inanacaksın ve o millet sana “Oo kardeşim hoş geldin” diyecek. Gülünç olmayalım efendim, komedya oynamıyoruz. Kardeş lafı bile “karındaş” kelimesinden gelir; o da aynı karından, aynı anneden olma demektir. Sen daha aynı dili konuşmuyorsun.
Diğer bir unsur coğrafyadır… Aynı bölgede yaşadığın, aynı suyu içtiğin, aynı yemeği yediğin insanlar ve yine coğrafi şartlara göre aynı dili konuşup bir arada durduğun bir toplum. Tabular yine yaşadıkları coğrafyaya göre aynı olacak vesaire vesaire…
Örnek vermek gerekirse yine biz Türklerin konar göçer olduğu zamanlardaki en mühim ortak paydası neydi? Tabii ki at… Onunla yağma yapar, onunla savaşır, onunla uyursun; yetmez beş-on tane daha edinirsin. Onun etinden yersin, onun sütünü içersin, onun sayesinde var olursun. Bu habitatı doğduğun coğrafyaya borçlusun. E, senin gibi yaşayan bir sürü insan var; dertleriniz aynı, yapacağınız şey aynı. Tabii ki dilin aynı olacak. E, dil aynı olursa din de aynı olmaya başlar ve yavaştan terbiyeler edinir disiplinlerle yaşarsın. Sonucunda bir arada olursun...
Millet olmanın neticesi de geleneklerin oluşmasıdır ve devam etmesidir. Milletlerin aslında amacı öğrendiklerini, bildiklerini çocuklarına aktarmaktır. Çocukların amacı atasından bildiklerini ve kendi öğrendiklerini çocuklarına aktarmaktır. Böylece gelenekler oluşur ve oluşmaya devam eder.
Şimdi gelelim “Neden Türk Olmalıyız” sorusuna. Aslında bu sualin altında “Neden milliyetçi olmalıyız?” sorusu yatar. Millet kavramı insanları kendi insanını tutma yoluna götürür. E, bundan doğal olan çok az şey vardır.
Bugün yurdumuzda milliyetçilik karşıtı olan grup “Siz ırkçısınız, herkese düşmansınız” teziyle konuşur. Tutun halkların kardeşliği diyen bir Kadıköy solcusunun kolundan, ona:
— Bu Suriyeli arkadaşla yaşayacaksın; aynı evde, aynı yemekleri yiyeceksin.
de; o zaman bak bakalım kalıyor mu solculuğu, kardeşliği. Herkesin içinde bir taraflılık zaten vardır. Seküler misin kardeşim? E, seküler insanlarla bir araya gelirsin. Cemaatçi misin? E, bira içen arkadaşın olmayacaktır o zaman (istisnaları boş verin). Ne düşünüyordun ki, dünyanın en tarafsız insanı olduğunu mu?
Herkes kendi fikrinin tutucusudur. Nasıl ki sen bir fikri savununca diğer fikirlere ayrıştırıcı/ırkçı olmuyorsan, milliyetçilere bu yakıştırmayı da yapamazsın.
Tabii ki ben de benden olanı sahipleneceğim. Sen komşunu mu sahiplenirsin yoksa kendi evini mi? Ben kendi evimi, ailemi savunmaya, yaşatmaya çalışıyorum; o bana diyor ki “Ona niye sahip çıkmadın?” Çünkü öncelik kendi ailem… Senin önceliğin farklı aile mi?
Türk olmak öyle anadan doğdun “tık” Türksün gibi basit ve saçma bir şey değil. Ne Türkler gördük; kardeşleri ölürken sarayında bilmem kaçıncı karısına nikâh kıyıyordu… Üstelik genetik olarak anonim tarihlerde kendi soylarını Oğuz Kağan’a, oradan da Nuh Peygamber’e dayandırıyorlardı (3)… Baktığın zaman bu adamlardan daha Türk kim olabilirdi? Kimse… Gelgelelim soyunda tek önemli isim olmayan ama sırtına bozkurt yelesi takmış bir yetim gelmiş, Selanikli bir yetim yer “En Büyük Türk” oluvermiş. Yaa, Türk doğulur muymuş?
Türk ismini ilk kullanan Türk Kağanlığı (Göktürkler), “Türk” ismini millet ismi olarak kullanmamıştır; bir teşkilatın, bir devletin ismi olarak kullanmıştır. Yoksa Dokuz Oğuzlar da Türk’tü, Kırgızlar da…
Neden mi Türk olmalıyız? Bıçak ense kökümüze dayanmış; birazcık geri adım atarsak geberip gideceğiz. Çıkmış iki tane dağlı Kürt “Türk milleti yok” demiş. Onlara öyle bir göstermeliyiz ki Türk milleti nedir, o çıktıkları dağlarda kendi mezarlarını kendileri kazsınlar. Çünkü sen Türk olmazsan Ermeni yine köylerini basacak, Arnavut yine mahallelerini yakacak, Rus tekrar Ayastefanos’a gelecek.
O yüzden bırakmak gerek şu “Altaylardan Tuna’ya” hikâyelerini. Biz daha İstanbul’u Türk yapamadık, Altaylara mı sıra geldi? (Bunlar tabii anlatılacak ama ruh okşayan bir hikâye olarak.). Biz Yurdumuz olan Türkiye'yi Türk Milliyetçisi yapmalıyız...
Sen “Türk’üm” dersen örülür yurt demir ağlarla. Türk’üm dersen çalışkan olmak zorunda olursun. Türk her zaman Türk olmak için çalışılmalıdır.
“Ne mutlu Türk’üm diyene” söylevi de tam da burayı aydınlatıyor. Türk doğmak kolay; bakalım Türk olarak ölebilecek misin?
Esenlikler..
1: Zou Kitabı
2: Türkçülüğün Esasları/Ziya Gökalp
3: Şükrullah Risalesi / Aşıkpaşazâde Tarihi / Ahmedî Tarihi

Yorumlar
Yorum Gönder