Orta Çağ Türklerinde Meşru Otorite
Orta Çağ'da belli başlı yönetim şekilleri hakimdi: monarşi, oligarşi, aristokrasi gibi sistemler önde gelenleriydi. Yer yer cumhuriyetler de vardı, ancak bunlar daha çok küçük alanlara nüfuz etmiş bölgelerdeydi.
Monarşiyi ele alırsak (saltanat), Orta Çağ'da muhtemelen en yaygın otorite biçimiydi. Hükümeti yöneten kesimler genelde bir aile grubuydu ve taht çoğu zaman babadan oğula geçerdi veya hanedanın (ailenin) en yaşlı üyesi tahta geçerdi.
Türklerdeki monarşide iki unsurdan bahsetmemiz gerekir; bu unsurlar haricinde hanedanın meşruiyeti sorgulanır, onlara isyanlar çıkardı.
Orta Çağ Türk monarşisinde meşru olabilmek için soy önemlidir. Ya Cengiz Han’ın ya da Oğuz Han’ın soyundan gelmek gerekir. Cengiz Han’ın neden meşru dayanak olduğunu açıklamak gerekirse, Japonya’dan Berlin’e kadar saldığı korku örnek verilebilir. Çünkü bir hükümetin sağlam dayanağa sahip olması biraz da saldığı korkuya dayanır.
Bu soy meselesine örnek vermem gerekirse: Meşhur Emir Timur Devleti’nde (sonradan Timurlular Devleti) Emir Timur, Cengiz Han’ın torunu Kazan Han’ın (kukla hükümdar) kızı Saray Mülk Hatun ile evlendi. Yani Timur, bir kral veya kağan değildi, bir Emir idi . Bu da aslında bize en uygun örnektir.
İkinci bir örnek ise Osmanlı hanedanının "ikinci hanedanı"nın, Cengiz Han’ın torunları olan Giray Hanlığı olmasıdır. Çünkü Büyük Fatih, Cengiz Han’ın torunlarıydı. IV. Murat, Osmanlı soyundan hayır gelmeyeceğini düşünerek tüm kardeşlerini boğdurup, kendi ölümünden sonra Giray Hanlarını tahta geçirme niyetindeydi. Ancak son şehzade olan, daha sonra sultan olacak İbrahim’i boğduramadan vefat etti.
Yine Ankara Savaşı öncesinde Yıldırım Bayezid'le sert bir dille mektuplaşan Emir Timur, mektubunda Cengiz Han'ın soyundan geldiğini onurla vurgulamıştır. Zaten bu savaştan sonra Bayezid'in Torunu olan Fatih Sultan Mehmed 70 yıl sonra Kırımı fetih edip (1475) Giray Hanlığını ikinci hanedan yapacaklardır ve bu durum 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasına kadar sürecektir.
-(1. Devlet Giray ve Kanuni Sultan Süleyman)-
Osmanlıların sanıldığının aksine Kayı boyundan olduğu kesin değildir, hatta büyük ölçüde uydurmadır. kendilerini meşru bir zemine oturtup otorite sağlamak ve daha cazip bir imaja bürünmek için kendilerini Oğuz Han’ın soyundan gösterip Kayı boyundan geldiklerini vurgulamışlardır. Ki bu dayandırma 14. ve 15. yüzyıllara dayanır. Daha öncesinde Osmanlıların soyu hakkında çok da bir şey bilinmez.
Dönemin vakanüvisti (tarihçisi) Ahmed Oğlu Şükrullah, Osmanlıların soyunu uçuk bir şekilde taaa Nuh’un oğlu Yafes’e kadar bağlamıştır. Tam metin şöyledir:
"Nesl-i Ali Osman Gazi bin Ertuğrul bin Süleyman Şah bin Kaya Alp bin Kızıl Boğa bin Bayıntur bin Aykutluk bin Ağa bin Togan Bin Kaytun Baysunkur Bin Bolgay bin Soğancak bin Toktimur bin Yasık bin Gökalp bin Oğuz bin Karahan bin Kutlucak Ağa bin Tozak Ali. Hâzâ otuz altı neferdür ced be ced ibn Yafes'e çıkınca kim Nuh Oğlıdur ol nesilden ced be ced Acem vilayetine padişahlar idi."
Günümüz Türkçesiyle şöyledir:
"Osman Gazi; Ertuğrul’un oğlu, Ertuğrul Süleyman Şah’ın oğlu, Süleyman Şah Kaya Alp’in oğlu, Kaya Alp Kızılboğa’nın oğlu, Kızılboğa Bayıntur’un oğlu, Bayıntur Aykutluk’un oğlu, Aykutluk Ağa’nın oğlu, Ağa Togan’ın oğlu, Togan Kaytun’un oğlu, Kaytun Baysungur’un oğlu, Baysungur Bolgay’ın oğlu, Bolgay Soğancak’ın oğlu, Soğancak Toktimur’un oğlu, Toktimur Yasık’ın oğlu, Yasık Gökalp’in oğlu, Gökalp Oğuz’un oğlu, Oğuz Karahan’ın oğlu, Karahan Kutlucak Ağa’nın oğlu, Kutlucak Ağa Tozak Ali’nin oğludur.
Bu şekilde soy silsilesi otuz altı kişidir. Bu soy, kuşaktan kuşağa Yafes’e ulaşır. Yafes, Nuh Peygamber’in oğludur. Bu soydan gelenler kuşaktan kuşağa Acem (İran) diyarında padişahlar idi."
Görülüyor ki Orta Çağ bozkır halklarında meşruiyetin iki temel dayanağı vardır: biri Cengiz Han, diğeri ise Oğuz Kağandır. Oğuz Han daha efsanevi bir figürdür. Peki Cengiz Han meşruiyeti kime dayandırır? Oğuz Kağan’a… Daha da önemlisi Tanrıya…
Diğer bir meşruiyet dayanağı ise Tanrıdır. Türklerde meşruiyet Tanrı’ya dayandırılır. Buna da kut anlayışı denir. İnsanların psikolojisinde bir itaat etme eğilimi vardır. Dinler de aslında bu psikolojiden çıkmıştır. İnsanları yönetimin altına nasıl alırsın sorusunun en basit cevabı, onlara bu hakkı “Tanrıdan aldım” demek olurdu.
Türklerde farklı olarak Kağanı Kurultay seçerdi. Kurultay, yüce divan olduğu için Tanrı’dan kut almış kişiyi seçerdi. O da hükümdar olurdu. Hükümdarlığı kötü geçerse ne olurdu? Kurultay onu tekrar tahtından ederdi ve “Tanrı sana yüz çevirmiş” denirdi.
2. Türk Kağanlığı (Göktürk) Hükümdarı Bilge Kağan, Orhun Yazıtlarında sürekli Tanrıdan ve verdiği hükümdarlıktan bahseder. Bu da onun dayanağını nereden aldığını gösterir. Örnek olarak şu iki metinden niyeti doğrudan anlaşılır:
"Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz bir kavme kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyuyamadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım."
"Tanrı yarlıkladığı için, kendi kut’um var olduğu için, ben kağan olarak tahta oturdum. Tahtıma oturunca, aç, yoksul, dağınık milleti topladım. Yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım."
Bu sözler, Türklerde hâkimiyetin büyük ölçüde Tanrı’dan geçtiğini ispatlar gibidir.
Osmanlılar halifeliği ele geçirdikten sonra meşruiyetleri çok fazla sorgulanmamıştır. Bir nevi artık teokrasi olmuşlardır. Çünkü artık soy mevzu bahis değil, tanrısal bir irade söz konusudur . Ki Osmanlılar bunu kullanmaktan asla çekinmemiştir ve kendilerinden :
"Allah'ın Yer Yüzündeki Gölgesi" diye bahsederler
Bu andan itibaren bir Türk devleti konumundan çıkıp, bir imparatorluk evresine geçmiştir. Her ne kadar demek yanlış olsa da, bir İslam devleti olmuştur...
Bazı toplumlar güçlerini soydan, bazıları ise Tanrıdan almıştır. Şu anda Türklerin yegâne dayanağı Türk halkıdır. İşler değişti tabii… Artık halkı kandırmak o kadar kolay değil. Ne de olsa hükümetin temeli biraz da yalandan geçer.
Birazcık Orta Çağ Türklerinin yönetim dayanağından bahsettim. Kaynak aldığım kitaplardan birini aşağıya yazacağım.
Esen kalın.
Kaynakça
Rudi Paul Linder - Osmanlı Tarihöncesi
Orhon Abideleri - Talat Tekin
https://turktarihim.com/bayezid-timur-mektuplari.html#google_vignette








Yorumlar
Yorum Gönder