Kayıtlar

"Çatlı" Ağır Taştır...

Resim
20 Mart 2026'da vizyona giren Abdullah Çatlı filmi; birçok kişi tarafından beğeniyle karşılanırken, yine birçok kesim tarafından sert eleştirilerin hedefi oldu. Bu tartışmaların bir tarafında geçmişten gelen hesaplaşmaların etkisiyle sızlanan bir kitle varken, diğer tarafsa Çatlı'yı "ulu" bir sıfata yerleştirerek yüceltmiştir. Çatlı, Avrupa'da ASALA terör örgütünün faaliyetlerine ağır darbeler indirmiş, bahsi geçen örgütü bitirme noktasına getirmiş ve hatta bu süreçte Fransa'da yargılanmıştır. Türkiye'nin en büyük siyasi krizlerinden biri olan "Susurluk Kazası", devlet-çete ilişkilerini, derin devlet unsurlarını ve JİTEM gibi kavramları uzun süre ülke gündeminin merkezine oturtmuştur. Elbette hiçbir mafya yapılanması idealize edilmemelidir; nihayetinde varlığını yasa dışı unsurlarla sürdüren oluşumlardır. Ancak Abdullah Çatlı, bu noktada farklı bir konumda değerlendiriliyor. Kendisi kontrgerilla kamplarında yetişmiş bir şahsiyettir. Milliyetçi du...

Son Akşam Yemeği (Hatırlarda Atatürk VI)

Resim
  Arkadaşlarına karşı sonsuz denilebilecek bir hoşgörürlüğü ve düşmanlarına karşı bile, en kızdırıcı vakalarda, hislerini uzun müddet kapalı tutan sinir hâkimiyeti Atatürk’ün hayran kaldığımız mizaç hususiyetleri arasında idi. Yakup Kadr i, Ruşen Eşref ve ben Çan kaya’daki eski köşkünün hemen her akşamki davetlilerinden idik. Devrimin heyecanlı ve şevkli günlerinde birçok defalar gün ağarırken evlerimize dönerdik. Atatürk istediği kadar uyumakta serbes tti. Fakat biz gündüz de çalışmak zorunda idik. Her akşam değişen misafirlerden biz değişmeyenlere, kimseye haber vermeden erkence çıkabil mek müsaadesini vermesini istemiştik: — Doğru, dedi, siz gidin ama arkanızdan çıkıştığımı işitirseniz ehemmiyet vermeyin. Çünkü herkes sizin gibi yaparsa ben kiminle oturayım? Meclislerine ve sohbetlerine doyum olmadığı için gene de geç saatlere kadar kalırdık. Biz onu bir babadan farksız sayar, bir can arkadaştan farksız severdik. O da bizi genç kardeşleri bile değil, yaş farkı azlığına rağmen, o...

Hatıralarda Atatürk V

Resim
Genç Mustafa Kemal, arkadaşları ile Beyoğlu eğlence yerlerine giderdi. İyi giyinmeyi ve yaşamayı severdi. İstanbul'a gelinceye kadar biradan  başka içki kullanmamıştı. Bir gün arkadaşı Ali Fuat(Cebesoy)'la beraber Büyükada'ya gitmişti. Ne lokantada yiyip içecek ne otelde geceleyecek paraları var. Ali Fuat bir şişe rakı, bir şişe Bira, ekmek ve yemiş alıp çamlığa yürümüşler. Mustafa kemal bir şişe birayı bitirince: "Şimdi ne yapacağım?" demiş. İlk defa rakıyı o akşam denemiş. Başı bir hoş dönmüş. Güneş batmak üzere sigara paketinin altına resimler çizmiş, sonra: "Fuat demiş, ne iyi içkiymiş bu... insanın şair de olası geliyor. Bu ağır ve sert içki yakasını bırakmamıştı. (Ali Fuat Cebesoy)   Çocukluğunu ve gençliğini yakından bilen Kılıçoğlu Hakkı bana yazdığı mektupta der ki: "Ailece pek yakındık. Zübeyde Molla'yı ikinci defa kocaya veren benim büyük kaynatam Şeyh Rıfat Efendidir. Mustafa Kemal, tatillerde Selanik'te sılaya geldiği vakit büyük kay...

Hatıralarda Atatürk IV

Resim
Manastır İdadisini bitiren Mustafa Kemal 13 Mart  1899'da Pangaltı'da Harp Okulu'na girdi. İki ay içinde üstünlüğünü tanıtarak sınıfın çavuşu olmuştur. Kendisi der ki : "İdadide iken inatla çalışıyorduk. Sınıfta birinci - ikinci olmak için hepimiz gayret içindeydik. Harp Okulu'nda matematik merakım devam etti. Fakat birinci sınıfta saf gençlik hayallerine kapıldım. Dersleri gevşeğe aldım. Yılın nasıl geçtiğinin farkında olmadım. Ancak dersler kesilince kitaplara sarıldım." İkinci sınıfa geçtikten sonra derslerine daha fazla sarılmıştır. Şiiri bırakmışsa da iyi konuşmak başlıca hevesleri arasında idi.  "Tatil saatlerinde hatiplik idmanları yapardık . Elimizde saat, bu kadar zaman sen, bu kadar zaman ben, diye yarışma ve tartışmalar tertiplerdik." Üçüncü sınıfta hele kurmay sınıflarında memleket kaygısına düştü .Batıyorduk, kurtulmanın yolunu aramalı idi. Buna ordu ön ayak olacaktı subaylar aralarında teşkilatlanmakta idiler. Bir gün gençlik üzüntüleri...

Hatıralarda Atatürk 3

Resim
Mustafa Kemal, 13 Mart 1899'da Pangaltı'da Harp Okulu'na girmiştir. Mustafa Kemal'in Türkçülüğü bu okulda başlayacaktır. Onun için 19. yüzyıl sonunda içinde doğup büyüdüğü ortamın şartları üzerine bir göz gezdirelim. Bir çocukluk arkadaşı der ki: - 'Bir kolağasının kızı Müjgan'ı sevmişti. Ona verirler miydi şüphesindeyken, "yolla ananı, nişanlan" demişlerdi. Onurunu hiçbir şeye değişmediği için reddedilmekten, karşılık görmemekten çekinirdi. Utangaçtı. Büyük yaşlarına kadar içki bu utangaçlıktan sıyrılmasına yardım etmiştir. Kadınlara yalvaranlara kızardı. Hayali genişti. Saatlerce kendi başına düşündüğü olurdu. (Fotoğrafta kızı Ülkü ile beraber) Falih Rıfkı ATAY, Çankaya, Pozitif Yayınevi, Çağaloğlu - İSTANBUL,  Ağustos 2024 (1968).

Hatıralarda Atatürk 2

Resim
Mustafa, pek küçük yaşta öksüz kaldı. Ailenin geçineceği olmadığı için anası, oğlunu okuldan alarak Lankaya taraflarında ağabeyi Hüseyin Ağa'nın çiftliğine gittiler. Dayısı, Mustafa'yı Çiftlik işlerinde yetiştirmeye karar verdi. Atatürk, kız kardeşi ile beraber karga kovmak için bakla tarlası bekçiliği ettiğini hiç unutmamıştı. Devlet başkanlığı zamanında bir misafiri bu tarla bekçiliği hikayesine  - Aman Efendimiz ... estafirullaha benzer bir inanmazlık göstermesi üzerine: -Evet öyledir. ben de herkes gibi doğdum, büyüdüm. Doğuşumda bir ayrılık varsa Türk oluşumdan ibarettir, demişti. Bir halk çocuğu olmakla övünürdü... *** Çocukluk arkadaşlarının anlattığına göre Rüştiye'de iken Kulekapı Mahallesi'nde bir  kızla bir aşk hikayesi olmuştur. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz eve koşar, esvaplarını (kıyafetlerini) ütületir, zıpzıp oynayan çocukları seyretmek bahanesi ile kızı pencereden görmeye gidermiş. Ölüm yatağına kadar süren iyi giyinmek titizliği bu aşk günlerinden kal...

Hatıralarda Atatürk 1

Resim
  Atatürk, 1881 tarihinde Selanik'te Ahmet Subaşı Mahallesi'nde Sanayi Okulu karşısında orta halli bir ahşap evde doğdu. Annesi Zübeyde'dir. Otuz yaşını geçen evli kadınlara dendiği üzere Zübeyde Molla, Selanik'e birkaç saat uzak Sarıyer adlı bir Yörük köyündendir. Mustafa kemal, ana tarafından Yörük'tür. Ondaki Altaylı tipi bundan olsa gerek. Ama aslı Teselya fethinden sonra Anadolu'dan göçmüş, 1810'da Vodina'daki Sarıgöl bucağından Selanik'e gelip yerleşmiştir. Bu göçmenin adı Feyzullah'tır, soyadı Hacı Sofular. Kızı Zübeyde'nin iki kardeşi vardı. Biri Lanzaka'da aşçılık eden Hasan, ikicisi Selanik eşrafından (tanınmışlarından) Hacı Sami Bey'in Çalı çiftliğinde Subaşı Hüseyin. Genç yaşında evlendiği Ali Rıza Efendi. Katerin ilçesinin Pasaport Köprü denen yerinde Gümrük Muhafaza memuruydu . Aralarında 20 yaş fark vardı. Kızıl bıyıklı ve iri yarıydı. babasına Kırmızı Hafız Ahmed derlerdi. Aydın'ın Söke taraflarından gelmişlerdi. M...