Hatıralarda Atatürk 2




Mustafa, pek küçük yaşta öksüz kaldı. Ailenin geçineceği olmadığı için anası, oğlunu okuldan alarak Lankaya taraflarında ağabeyi Hüseyin Ağa'nın çiftliğine gittiler. Dayısı, Mustafa'yı Çiftlik işlerinde yetiştirmeye karar verdi. Atatürk, kız kardeşi ile beraber karga kovmak için bakla tarlası bekçiliği ettiğini hiç unutmamıştı. Devlet başkanlığı zamanında bir misafiri bu tarla bekçiliği hikayesine 

- Aman Efendimiz ... estafirullaha benzer bir inanmazlık göstermesi üzerine:

-Evet öyledir. ben de herkes gibi doğdum, büyüdüm. Doğuşumda bir ayrılık varsa Türk oluşumdan ibarettir, demişti.

Bir halk çocuğu olmakla övünürdü...


***

Çocukluk arkadaşlarının anlattığına göre Rüştiye'de iken Kulekapı Mahallesi'nde bir  kızla bir aşk hikayesi olmuştur. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz eve koşar, esvaplarını (kıyafetlerini) ütületir, zıpzıp oynayan çocukları seyretmek bahanesi ile kızı pencereden görmeye gidermiş. Ölüm yatağına kadar süren iyi giyinmek titizliği bu aşk günlerinden kalmıştır, derler...  

***

Mustafa Kemal, 1898 yılı başında askerî rüştiye'den sınıfın dördüncüsü olarak diploma aldığı vakit 15 yaşındaydı. Anası Zübeyde Hanım, kocasından kalma dul maaşıyla geçinemiyordu. O sırada Larisa’dan göçmen olarak gelen, tütün rejisi memurlarından otuz iki, otuz üç yaşlarındaki Ragıp Bey ile evlendi. O da eski karısından iki veya üç çocuklu bir duldu. Ragıp Bey iç güvey olarak eve geldi. Mustafa Kemal bu evlenmeyi bir türlü içine sindirememişti. Evi bırakarak Horhor Mahallesi’nde oturan halası Emine Hanım’ın yanına gitti. Manastır Askerî İdadisi’ne(Lise) gidinceye kadar anasının evine pek az uğradı. Yani baba, üvey oğluna saygılıydı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra işleri için kalmış olduğu Selanik’te ölmüştü. Atatürk kendisine devamlı olarak yardım etmiştir. Yeni bir baba edinmek gururunun alamayacağı bir şeydi ama Ragıp Bey için kötü bir hatırası da yoktu.

Üvey ağabeyi Süreyya için pek iyi konuştuğunu hatırlarım. Bilindiği üzere Türk kadınının o kapalılık devrelerinde Türkler arasında cinsi ahlak pek bozuktu; delikanlı için güzellik bir tehlikeydi. Mustafa Kemal de altın yeleleri henüz terleyen, sırma bıyıkları, pembe teni, mavi gözleriyle bir erkek güzeliydi. Bir gün kendisini Süreyya ağabeyi çağırmış, Sustalı bir çakı vermiş:

 “Ne olur ne olmaz, ırzını bununla koruyacaksın.” demiş. 

Yüzbaşı Süreyya Toyran'da intihar etmiştir. İkinci üvey kardeşi ise Reji memuru Hakkı Bey’di.


Falih Rıfkı ATAY, Çankaya, Pozitif Yayınevi, Çağaloğlu - İSTANBUL,  Ağustos 2024 (1968).

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden Türk Olmalıyız?

Hatıralarda Atatürk V

Orta Çağ Türklerinde Meşru Otorite